Bir Rüya: Sandman ile Son Karşılaşma

 

Dostlarım bana Rüya Kraliçesi der, pek seslendirmedim bunu…

Kraliçeliğe aday olmadım ama baktım ki ben aday olmayınca soytarılar çıkıyor, en azından kendimi göstermeli dedim, ortalıktan geçtim sıklıkla… Siyah bir kedinin giremeyeceği yer yoktur hele kendi karanlığından geçmiş, korkusuyla yüzleşmiş, en çirkin en sinsi en kuytu yerlerini görmüşse insan kendinin, kabuslarda dolaşmış, uyandırmaya gelmemişse kimse günlerce, insan kendi uyanmışsa, kendi bulmuşsa çıkışı soytarılıkla gerçeğin ayrımını yapabilir. Bedenin sınırlarını bilir ama uykuya yatmak, ölüme yatmaktır biraz bu yüzden Rüyalar mümkündür, her şey vardır orada… Kendi kuralları vardır, kendi dili vardır ve elbet Krallığın Sahibi vardır. Hükmedenlerin En Yücesi Bir Varlığı görevlendirmiştir, bunu çocukluğumdan beri bilirim. Rüyaya yatanları uyarmışımdır, görmek isterken fark etmek isterken beğenmemezlik yapmayın diye… Sıkışınca bu yüzden çağırırlar beni…

Ay ışığı varsa o gece sevinirim, Ay gözükmüyorsa çaylakların, soytarıların işi zordur, her rüyada bir kabus ihtimali vardır ve çıkışı kapatılmış olabilir görmeyi unutmuş olanlar için… Kraliçe değilim dedim, böyle iyiyim yolumda gidiyorum.

Aynalara ihtiyacım yok, pençelerimi de çıkarmak istemiyorum, ama biri demiş “rüyalarımda izinsiz dolaşan bir kedi var, benim rüyama davetsiz geldi. “Şikayet etmiş.

Kızdım, şimdi kendimi anlatmak için gitmediğim yere gitsem rüyasına bir dert, gitmediğim yere gitmek için davet istesem ayrı dert… Şikayeti duydum, bekledim.

Böyle zamanlarda uyku tez gelir.

Hastayken uyumayı sevmem, denetleyen ben iken, sırf bedenin zorunluluğu düşük hali yüzünden nefesi ayarlamak, su ihtiyacını düzenlemek, aklım mı sezgilerim mi diye denetlemek yorucudur. Ben uykuda Surf yapmayı severim, kendimi bırakmayı…

Ama biraz öksürük, aksırık vardı, hastaydım.

Baktım uyku bastı, dalmak zorunda kaldım.

Sessizdi, önce zihnimdeki bir görüntü sandım. Robert Smith delisi, The Cure Hayranı için tam yerinde kabarık siyah saçlar, arkası dönük oturmuş ince zayıf bir profil… Cool bir profil… Soğuk değil ama ılık sayılmaz henüz soğumaya başlamış gibi, elleri ki elleriyse birleştirmiş yüzünde…

bu arada fonda “Underneath the stars” çalıyor, zihnim her ayrıntıyı düşünür, boş bir oda o oturuyor ben neden ayaktayım?

Odanın ne çok aydınlık ne karanlık kalmasından mesafeli olduğumuz ancak aramızda belirli bir saygı olduğunu anlıyorum. Birden müzik duruyor. Koku eşiğim yüksektir, rüyalarda da kokuları alırım, kokuyu hissediyorum keskin yanık değil kükürt kokusu olsa bildiğim duaları okuyup hızla savaşma pozisyonuna geçerim veya direk uyanırım, bazen planlar karışır, alemlerin sınırları incelir, varlıklar başka alemlerin sınırlarına girerler, bazı soytarılar çağırırlar sonra ne halt edeceklerini bilemezler… Hızla bunları tartıyorum düşüncelerimin yansımaları odada imaj olarak görülüyor, derin bir nefes alıyorum. Şimdi yatağımda olan bedenimde göğsüm inip kalkıyor, kediler yanıma geliyorlar, uyandırmıyorlar tehlike olsa uyandırırlar, bunu biliyorlar. Korkmuyorum dirilerden çekindiğim kadar çekindiğim olmadı insanın şeytanlıkla şeytana pabucunu ters giydirdiğine tanık olduğumdan beri, insandan daha çok çekinir oldum cinlerden perilerden ifritlerden daha korkutucudur bazen insanın nefsi… Profil yavaş yavaş dönüyor, tam o anda kendime çok kızıyorum Ah


 

-Ne Aptalım Lordum, kusuruma bakmayın lütfen, nasıl tanımam sizi…

 

Yüzüme bakarken susuyorum,

Derinden tok bir ses,

– Merhaba Kedi… Uzun zaman oldu, büyümüşsün saçların uzamış…

Gülümsemiyor, Rüyalar Lordu gülümsemez ama saçlarımızın benzediğini fark ediyorum, ben gülümsüyorum. Yavaş Yavaş ayağa kalkıyor, elbette benden uzun benden heybetli…

-Yaşlanmış mıyım?

-Saçlarınız uzamış diyorum ben de…

Bundan önceki karşılaşmalarımızı hatırlıyorum, anıların imajları odada gözüküyor, Rüyalar Lordu izliyor beni…

Karşılaşmalarımızı anımsıyorum, nefesimi tutmuş bekliyordum kaç dakika tutacağımı hesaplarken, Balıkçı Amcanın Hayaleti peşindeyken, Şaman ilaçları denerken defalarca beni rüyadan atarak uyandırdı, sınırları zorlamakla uyardı beni… her seferinde değişmiştim, cennete cehenneme değil Tanrı’ ya inanıyordum sadece en sonunda ruhumun O’ ndan olduğunu biliyordum, vicdanım rehberimdi, aklım bedenim kalbim vicdanımda birleştiğinde cennet cehennem yok oluvermişti. Var olmakta Yok olmakta umurumda olmayıvermişti. Bir astım krizi sırasında Uyku Rüya Ölüm çizgisinde son karşılaşmamızda Zihin labirenti ile Ölüm Kapısı arasında kalmıştım, daha değil demişti uyanmıştım ama geri gelmek çok zoruma gitmişti. Ölüp dünyadan göçenleri görmek için izin istediğimde artık Rüyalar Lordunu görmüyordum sadece izin verdiğini biliyordum, bazen bir şeyi kenarına kadar gelip yaşamak ile onu yaşamak aynı şeydir, benimki de biraz böyleydi.

Bunu en son düşünüp durdum,

– Lordum beni görmek istediğinize göre? …. dedim sustum…

Rüyalar Lordu uzun boyunu eğdi biraz,

– İzinsiz bir rüyaya gittiğini hatta epey kaldığını duydum Kedi… Doğru mu bu?

Kızıyor musun şikayet edildiğin için yoksa umurunda değil mi? Savunmayacak mısın kendini? Bunu yaptıysan cezalandırabilirim seni yetkilerime dayanarak… Hatta bir karma da fatura edebilirim bu yaşamına… Korkmuyor musun?

-Lordum sizce yaptım mı böyle bir şeyi? diye sormayı geçirdim içimden elbette bu düşünce bulutu odaya yansıdı…

Kendimi yapmadığım bir şey için savunmayacağım Lordum dedim ben de….

Gerçek neyse odur, kimse değiştiremez, ne korkum ne endişem var bu arada umurumda değil demek istemiyorum, sadece iadeyi önce size, sonra Hükmedenlerin En Yücesi’ne bırakıyorum.

Rüyalar Lordu tekrar dikleşiyor,

– Vicdan öğretmendir Kedi, kabuslar bu yüzden var, aklın kabusları vicdanı zayıflatır şikayet eden aklının kabuslarına tutsak olmuş. Pençelerini çıkarma, sadece izle, ne yaparsan onu görürsün rüyada dünyada ölümde uykuda… diyor Rüyalar Lordu… Işık çoğalırken Lordun gittiğini, odanın aydınlandığını fark ediyorum. Kediler üzerimde mırıltılarla dans ediyorlar, uykudan çıkıyorum…

Daha gece bitmemiş.


Felix

Not: Sandman Rüyalar Lordu Neil Gaiman karakteridir. Bu rüya Rüyalar Lordu ile kurgusal bir karşılaşmadır mı acaba ?